İçeriğe geç

Mukaddime

Last updated on 17 Ağustos 2024

“Ve (dua ederken) de ki: ‘Ey Rabbim, (girişeceğim her işe) doğruluk ve içtenlik üzere girmemi; (bırakacağım her işten de) doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla; ve bana katından destekleyici bir güç, bir tutamak bahşet!'” (İsra, 80)

Adettendir, başlangıçlara bir giriş yapılır. Enteresan bir cümle oldu. Bir miktar da düşük. Neyse, bu yazı da bizim mukaddimemiz olsun.

Mukaddimeler gariptir. Garp-tan garip. Kubbealtı’na göre 7 anlamı varmış. Bense burada 2 anlamına atıfla bir cinas denemesi yapıyorum.

Mukaddimeler gariptir, tuhaftır zira daha önce içerisinde hiçbir yazının yayımlanmadığı bir sitedeki ilk yazıdır ve vaatler verir. Blog dediğimiz bir kitap değildir ki ancak bittikten sonra mukaddimesi yazılsın. O yolda yazılır, süreçte dizilir ve asla bitmez. Hiçbir şey yokken blogda, mukaddime vardır. Yazıların şirazesidir belki de o. Hepsini bir arada tutmayı vaadeder cirmine bakmadan. Oysa yazmaya şekil verilemez, yazmaktır kabına şeklini veren. Dolayısıyla yazdıkça değişecektir yazı, yazar ve site. Mukaddimeyse bu değişimin hem öncüsü hem de önündeki engeldir sanki. Bizse burada bu mukaddimeyi değişmesi kat’i olan bir vaatler, tanıtımlar silsilesi olarak kaleme alalım. Değişim olacaktır ama değişmeye buradan başlayacaktır. Dengesiz ve desteksiz bir değişimden ziyade izlenip takip edilebilen bir değişimin öncüsü olacaktır bu mukaddime.

Mukaddimeler gariptir, uzakta yapayalnızdır zira sitenin ilk yazısıdır ve son sayfada kalmaya mahkumdur. Belki aylar sonra yazarı bile unutur mukaddimeyi. Ancak o, meraklı birkaç okurun tozlu server çiplerinin arasında arayarak bulabileceği, okuyucusunu bekleyen bir omurgadır tüm siteyi sırtında taşıyan. Unutulması için kaleme alınır belki de. Ya da unutulacağı biline biline… Dedik ya, sitenin şirazesidir o. Varlığı ancak sayfaların bir aradalığında fark ettirir kendini. Ya da arayıp bulunurak görülebilir ancak.

Mukaddimeler yazar hakkında da bilgi verir. Hatta mukaddimenin varlığı gibi yokluğu da yazar hakkında bir şeyleri imler. Siteyle ve yazarla okurun ilk dolaylı temasıdır mukaddime. Yazarın kişiliğine, tarzına ve metodolojisine dair imlediği şeyler dikkatli bir okurun gözünden kaçmayacaktır. Dolayısıyla kendimden bahsetmeyi “hakkımda” sayfasına saklayarak şimdilik kendimi bu mukaddimenin ardına gizleyip okurun hayal gücüne bırakıyorum. Elbette yazıları yazarından bağımsız okuma yolunu benimseyip “bana ne senden” diyebilirsiniz, hakkınızdır. Neyse kendimden bahsetmeyip, bu yazıda sitede ne yapmak istediğimden bahis açacağım. Aslında kısaca ifade edilebilir: Yazmak. Vaadim budur efendiler.

Abone olmayı unutma 🙂

Daha önce pek çok blog sitesi açtım, çeşitli platformlar altında blogumsu yazılar yazdım ama hiçbirisinde sürekliliği sağla/ya/madım. Kimisi ilk yazıyı yazdıktan sonra kimisi birkaç yazı yazdıktan sonra kimisiyse o blog misyonunu ya da ben o bloga biçtiğim misyonu tamamlayınca tarihe karıştı.

Twitter (X) ise yazmak isteğimi tam olarak tatmin edemiyor. Orası bir üretim yerinden ziyade bir boşaltım yeri gibi. İnsanların anlık duygularını yahut düşüncelerini hızlıca boşaltıp akışın içerisinde yitip gitmesini izlediği bir yer gibi duruyor. Orası yığınlar ve yığınlar içerisinde kaybolan fikirlerle dolu. Buradaysa bir şiraze var, tutacak yazıları. Öyle umuyorum yani.

Neyse, kaybolan bloglar ve tweetlerden sonra bu blogun ömürlük olmasını arzu ediyorum. Uzun yıllar yazmak isteğim var. Bakalım, yarın ola hayrola.

Peki yarın olana kadar bu sitede ne yapmayı düşünüyorum? Yazacağım ama neler yazacağım? İçerisinde düşünce olan her mevzu bu sitenin ve benim ilgi alanıma giriyor. Kimisine amatör bir merakla kimisine profesyonel bir disiplinle yaklaşıp yazacağım. Felsefe, sosyoloji, edebiyat, psikoloji, sanat, sinema, din, geyik… Entelektüel ve gayri entelektüel pek çok uğraş bu siteye de uğrayacaktır.

Peki buraya uğramayacak olanlar nelerdir? Boş ve bayağı uğraşların bu sitede yeri olmayacak. Günlük mevzular bu sitede yer alamayacak. Bu sitenin kendi gündemi olacak ve kendi gündemi üzerine düşünüp üretecek.

Beklentim nedir? Derinlikli yazılar, kaliteli uğraşlar, birkaç gerçek okur. Başkaca beklentim yoktur.

O halde Oğuz Atay’ın cümlesiyle bitirelim:

“Ben buradayım sevgili okuyucum. Peki sen neredesin?” (Günlük, Atay)

Kategori:Genel

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir